|
EDİTÖR 10 / 03 / 2010 KERPİÇ EVLER VE YIKILAN UMUTLAR Onlarında umutları vardı. Köylerinin dünya ile en güçlü bağlantısı olan çanak antenlerlerle farklı hayallerde gezinirdi. O sihirli cam ekrandan ne maceralara dalmamıştı ki, bazen uzayın derinliklerinde bir gezegenin tam ortasında, tuhaf yaratıklarla savaşta, bazen Kayıp şehir Atlantis bulma da, bazen dünyayı kurtaran kahraman misali o maceradan o maceraya koşup duruyordu. Evlerinin bahçesinden ovalara baktığında hayalleriyle dolu bir geleceğin kendisini beklediğini, saatlerce bir aşkın ritmiyle hayallerine ekilmiş o topraklara bakıp bakıp dururdu. Daha 10 yaşındaydı. Babasının bir tanesiydi, ne zorluklar, ne mücadelelerle bu yaşa getirdiğini nede çok düşünüp dururdu babası. Bu kıraç topraklarda açılmış bir güldü o.Ne horlanmışlıklara, ne yoksulluğa, ne itilmişliğe nede kıyıda kenarda kalmışlığa karşı bir isyanı yoktu. İsyanlarının önünde bir set gibi duran çocuğuna bakıp dururdu. Bir gün bu çektiklerimi çekmeyecek derdi çorak topraklara çapa sallarken, bu horlanmışlıklarını, insanlığına dair ne kaybettiyse, bir gün ama bir gün son bulacaktı. Oda her okumuş evlat babası misali gurur duyacağı bir eser oluşturma ile peşindeydi. Evleri kerpiç, tavanları sazlıktı. Odanın hemen yanında bir ahır vardı, bu kıraç topraklarda tutunacakları tek destekleri tek birikimleri sarı inek, huysuz keçiyle yaşıyorlardı. Ama olsun büyüyecekti, adam olacaktı, takacaktı kravatını, yanında hazır olacaktı, köy kahvesinde haykıracaktı, işte evladım, evladım diye. Bir yüzyıl daha bu evlerde oturmaya razıydı lakin varsın olsun hayali… Evet, 10 yaşındaydı. Hatırlamıyordu ama yıllar önce onlara devletin bir lütfü elektrikleri gelmiş, bir panayır misali tüm köy şenlik alanına dolmuştu. Köy köy olalı böyle büyük büyük adamlar görmediğini söyler söyler dururmuş babası. Zaten bir daha da uğramaz olmuşlardı. Ama olsun elektrikleri vardı ya, bu dünyadan daha ne isteyeceklerdi ki. Köyde tek tük beton evler yapıldığında, hayallerinde yeni bir sayfa açılmıştı. İlk kez görmüştü bu beton evleri lakin televizyondan bakıp bakıp dururdu, daha büyüktüler, apartman mı derlerdi pek hatırlamıyordu, lakin sarı ineği, huysuz keçiyi nereye koyarlar diye de düşünüp dururdu. Köydeki beton ev yapıldığında hepten değişmişti, tüm çocuklarla seyredip dururlardı, ne çamur, ne sazlık nede ot yoktu evlerde. Artık sarı inek, huysuz keçi varsın kerpiçte oturup dursun, yeni beton evimizde. Baba derdi, belki bir gün bizimde olacaktı akmayan bir damı, dökülmeyen etrafları, betondan duvarları, pas pas parlayan boyaları. Belki bir gün ama bir gün olacak mıydı hayalleri…
Gördüm onu puslu bir sabah, sarı ineğin, huysuz keçinin olmadığı betondan evimden inmiş, devletin lütfü sokak elektrikleri henüz sönmüş, yavaş adımlarla gazeteme yönelmiş iken. Gazetemi aldığımda onunla karşılaştım. Babasının kollarındaydı, üstü örtüktü, arkasında kerpiçten yıkılmış bir harabe durmaktaydı, Hayalleriyle uyumuştu, lakin bir depremle yerle bir olmuştu hem evleri hem de kendileri. Babası yanındaydı beton ev, yıkılmamıştı, ayaktaydı. Köyde yıkılan tüm kerpiç evler yanlarında umutlarını hayallerini insanlıklarına dair ne varsa alıp götürmüştü. Evet, babasının kollarındaydı, gözlerine baktım biraz utanarak babasının. Hayallerini, umutlarını, kollarında taşıyordu. Büyüyecekti, adam olacaktı çocuğu, öğretmen olacaktı takacaktı kravatını, bağıracaktı köy kahvesinde işte evladım evladım diye. Lakin kollarındaydı, üstü örtüktü, almıyordu nefes. Utandım dönerken betondan evime, gördüm üstü örtüktü, almıyordu bir nefes. Utandım hem kendimden hem de insanlığımdan. Hemen yanı başındaydı gazetenin, yazmışlar olmuş gelirimiz kişi başı 10.000 dolar, denizin dibini delmişiz, uzaya uydu fırlatmışız, yeni akmerkezler açmışız, dolar rezervimiz 70 milyar dolar olmuş, dünyanın en büyük ekonomisi olmuşuz, futbola 3 milyar dolar vermişiz. Lakin hala oturmaktadır yavrularımız kerpiçli evlerde. Duydum ki yine büyük büyük adamlar dolmuş köye. Betondan evler yapacaklarmış, kerpiç evler yerine. Bir lütuf mudur bilmem ama gördüm onu üstü örtüktü, kollarındaydı babasının, baktıkça utandım hem kendimden hem de insanlığımızdan
.
EDİTÖR |